11 Mart 2012 Pazar

VARSIN SÖYLESİNLER


Aslanla tilki sohbet ederken, bir ara aslan düşünceye dalmış ve kafasına takılan soruyu tilkiye sormuş “Bizim keyfimiz yerinde ama merak ediyorum, hayvanlar bizim yönetimimizden memnunlar mı?”
Tilki cevap vermekten biraz tereddüt etmiş, sonra “hayvanlar galiba biraz sıkıntı yaşıyorlar. Orada burada ‘ne despotik ne kaotik düzen, yaşasın demokratik düzen’ diye söylüyorlarmış.
Aslan bıyık altından gülmüş, ‘ eskiden de böyleydi şimdi de, değişen bir şey yok’ der gibi, “Varsın söylesinler, söylemekle dudak aşınmaz demiş.

 


Durdu GÜNEŞ

(Her güne bir fıkra

10 Mart 2012 Cumartesi

ASLAN MAKAMI



Aslan ve Tilki’nin bir gün canları sıkılmış. Efkâr dağıtmak için: “Bu gün müzik dinleyelim. Cırcırböceği gelsin, çalsın söylesin.” demişler.
Cırcırböceği çağrılarak huzura alınmış.
Aslan:
“Bize saz çal, türkü söyle de kulağımız şenlensin. ”demiş.
Cırcırböceği:
“Efendim, emriniz başım üstüne. Ancak türkünün aslı “Türkî”dir. Türke özgüdür. Şarkının aslı “Şarkî”dir. Şarka özgüdür. Bizim ise cırcırî vardır, cırcırlara hastır. İzin verirseniz ben size cırcırî söyleyeyim.” der.
Aslan:
            “Tamam, cırcırî söyle ama aslan makamında olsun.”
Cırcırböceği:
 “Aslanın makamında, aslan makamında söylenir efendim.”
Aslan:
            “Bu işleri iyi biliyorsun, iyi bir makamı hak ettin.”
Cırcırböceği:
“Efendim,  lütfetmiş olursunuz.”
Aslan:
 “Türkî, Şarkî, cırcırî derken öyle görünüyor ki bu üslupla yükselecek makam bırakmayacaksın.” demiş.


Durdu GÜNEŞ

(Her güne bir fıkra)

9 Mart 2012 Cuma

PAPAĞANLAR VE İNSANLAR



İki papağan konuşuyordu. Birinci papağan:
 “Ezberden konuşuyoruz ama korkmadan, özgürce konuşuyoruz. İnsanlara nazaran kendimizi çok şanslı hissediyorum. Çünkü onlar konuşmaktan korkuyor.”
İkinci papağan itiraz etti.
“Nasıl olur? Kendisini “ konuşan hayvan” olarak niteleyip konuşma ayrıcalığını yalnız kendinde gören insanoğlu, konuşmaktan niçin korksun ki?”
Birinci papağan sözlerine devam etti.
“Günlük hayatın pratiklerini konuşmak önemli değildir. Tüm hayvanlar da günlük hayatlarını devam ettirmek için kendi lisanlarıyla konuşurlar. Ama insanlar, hatırı sayılır bir şey söylemek istediklerinde, bizi konuşturmak zorunda kalıyorsa, konuşmakta ne kadar özgür sayılabilirler ki? İnsanlar kendi trajedilerini, bizi konuşturmak suretiyle komediye çeviriyor. Sonra da: ‘ Güleriz ağlanacak halimize!’ diye ahkâm kesiyorlar.”

Durdu GÜNEŞ

(Her güne bir fıkra)


8 Mart 2012 Perşembe

EMİN OLMANIN YOLU


Aslan tilkiyle sohbet ediyordu. Kafasına bir şey takılmış gibi merakla konuşmaya başladı. “Aslında her şeye kendi merkezimizden bakıyoruz. Kendimizi hep haklı ve doğru görüyoruz. Oysa seni kurnaz hatta hilekâr beni ise despot ve zalim olarak görüyorlar. Acaba gerçek,  bizim bakış açımızla algıladığımız şey mi yoksa başkalarının gördüklerini düşündükleri şey mi? Merak ediyorum.”

Tilki düşünceye daldı. Sonra yavaş yavaş konuştu. “Bu konu çok felsefi bir konudur, benim boyumu aşar.  En iyisi bilge baykuşu çağırıp ondan bir açıklama isteyelim.”

Bilge baykuş çağrıldı ve huzura alındıktan sonra aslan sorusunu sordu.“Kendimizi hiç öyle görmediğimiz halde tilkiyi kurnaz ve hilekâr beni despot ve zalim yapan ya da gösteren şey nedir?”

Bilge baykuş düşündü sonra konuşmaya başladı. “Doğruyu söylediğimde bir zarar görebilirim. Ama erdem odur ki bir bedele rağmen doğruyu konuşabilmektir.  Eğer hükümranlık duygusu adalet anlayışıyla terbiye olmazsa ortaya despotluk ve zalimlik çıkar. Eğer akıl ahlaktan uzaklaşırsa ortaya kurnazlık ve hilekârlık çıkar. Tilki kendini ahlak, siz kendinizi adaletle donatırsanız,  ister kendi merkezinizden bakın,  isterse başkaları dışarıdan görsün gerçek değişmeyecek ve kendinizden emin olacaksınız.”

Durdu GÜNEŞ

(Her güne bir fıkra)

7 Mart 2012 Çarşamba

KİM HİLEKÂR? KİM CANAVAR?


Aslanla tilki dertleşiyorlardı. Tilki söze başladı. “Bizi hilekârlıkla suçlayan insan, hilenin en büyüğü olan Allaha karşı hile yapar.”
Aslan hayretle sordu “Nasıl?”
Tilki açıkladı. “Her gün ‘yalnız sana kulluk eder yalnız senden yardım dileriz’ diye Allaha söz verirler. Ama hemen arkasından çark edip makam ve servet sahiplerine kulluk eder ve onlardan yardım dilerler.”
Aslan “Aman sus duymasınlar, bir de seni kâfirlikle suçlayıp öldürürler. Düşün ki, bunu yapan insanlar bize de canavar derler.”

Durdu GÜNEŞ
(Her güne bir fıkra)

6 Mart 2012 Salı

YAZMAK ÖZGÜRLEŞMEKTİR


Bilge baykuş okuduğu kitaptan başını kaldırmış, arkadaşına “okudukça doluyorum, artık yazmanın zamanı geldi. Yazmaya başlayacağım” demiş.
Arkadaşı kısık bir ses tonuyla“aman başını belaya sokma sonra seni içeri atarlar” diye kaygısını belirtmiş.
Bilge baykuş kendinden emin bir şekilde, “Merak etme ben insan değilim. Yazdıkça yazgımızı değiştiririz. Bilge baykuş için bu bir iyilik ve özgürlük halidir. Ama insanların yazgısı, yazdıkça kararıyorsa, insanlık adına oturup bunu düşünmeleri gerekir” demiş.
Durdu GÜNEŞ
(Her güne bir fıkra-)

5 Mart 2012 Pazartesi

DÜŞÜNMEK



Papağanla hindi sohbet ederken, Papağan “ Ben düşünmeden konuşuyorum, sen ise konuşmadan düşünüyorsun. Ama düşünmek ve konuşmak birbirini tamamlamayınca bir işe yaramıyor” demiş.

Hindi “Ben her halükarda düşünüyorum. Konuşmasam da sorun değil. Ama ben düşünme konusunda insanlara çok acıyorum” demiş 

Papağan şaşırmış sonra devam etmiş. “Düşünme konusunda insanlara niye acıyorsun? Onlar ki, ‘ insan düşünen hayvandır’  diye düşünmeyi tekellerine almışlar.”

Hindi vay zavallı insanlar der gibi konuşmuş“Acımam şu ki, insanların kolunu kesip yerine takma kol taksalar ya da gözünü oyup yerine takma göz koysalar, kıyameti koparırlar. Oysa okullarda düşünme yeteneklerini öldürüp yerine takma düşünce kalıpları yerleştiriyorlar, hiçbir insan sesini çıkarmıyor. Çünkü artık düşünemiyorlar.”

Durdu GÜNEŞ
(Her güne bir fıkra)