23 Temmuz 2023 Pazar

 BİZİM SAFLIĞIMIZ BAŞARI HİKAYESİNE KONU OLURSA…

Bir gazeteci, yöneticiye sordu:

-İşçinin, memurun maaşları ne kadar artacak?

Yönetici kendinden emin bir şekilde cevapladı:

-Önemli olan para değil çalışmaktır. Çünkü çalışmak ibadettir. Onun hazzı parayla ölçülemez.

Gazeteci tekrar sordu:

-Peki, siz böyle düşünerek ve böyle çalışarak mı başarılı bir yönetici oldunuz?

-Hayır böyle düşünerek ve böyle çalışarak başarılı yönetici olmadım. Ancak insanları böyle düşünmeleri ve böyle çalışmalarına inandırdığım için başarılı yönetici oldum.

 KOYUN OLURSANIZ…

Öğrenciler Emekli Mehmet Efendi’nin ziyaretine gelmişlerdi. Söz döndü dolaştı, yeni konan vergilerin ağırlığına geldi. Maliye bölümünde okuduğunu söyleyen öğrenci söz aldı:

-Hocam, bir eyalet valisi, devletin gelirlerini artırmak için II. Roma İmparatoru Tiberius’a vergilerin artırılması önermiş. Tiberius, “İyi bir çoban koyunlarının yününü kırpar ama asla derisini yüzmez” diye cevap vermiş. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Emekli Mehmet Efendi buruk bir gülümsemeyle cevap verdi:

-Evladım asıl olan milletin koyun olmamasıdır. Koyun olduktan sonra yününü de kırparlar derisini de yüzerler, bir şey fark etmez.

 TELAŞA GEREK YOK!

Dolmuşla eve gidiyordum. Arka koltuklarda oturan gencin biri telefonuyla oynarken nasıl olduysa telefonu bagaja düşürmüştü. Onu kendisinin alması mümkün değildi. Şoföre yaklaşarak telefonunu bagaja düşürdüğünü söyledi. Şoför delikanlının ineceği durağı sorduktan sonra uygun bir yerde durup arka bagaj kapağını açarak verebileceğini söyledi.

Delikanlı çok tedirgin bir şekilde 'size de zahmet olacak' deyip özür üstüne özür diliyordu.

Şoför gayet sakin bir şekilde teskin etti:

-Telaşa gerek yok delikanlı. Düştüyse çıkarılır, dağıldıysa toplanır, kaybolduysa bulunur.

 YARINIMIZ OLMAZSA…

Öğrenciler Emekli Mehmet Efendi’yi ziyarete gelmişti. Sohbet eski zamanla yeni zaman alışkanlıkları üstünde yoğunlaştı. Edebiyat Fakültesinde okuduğunu söyleyen bir öğrenci söz aldı:

-Hocam dedemden dinlemiştim. Eskiler bir araya gelince zekâ bilmeceleri sorarlarmış. Bu onların hem muhakemesini hem de kavram bilgisini geliştirirmiş. Örneğin şöyle bir bilmece duymuştum. ‘Hiçbir zaman yoktum, her zaman olacağım/Kimse beni görmedi, görmeyecek, /Yine de bu dönen topun üzerinde,/Yaşamak ve nefes almak konusunda,/Herkesin güvencesi benim./Ben neyim?’ Bunun cevabı yarın veya gelecek zamandır. Şimdiki gençlere böyle bir bilmece sorsan, muhakemeyi çalıştırmak yerine hemen Google’ye bakarlar. Artık düşünmek yerine internetten kopya çekmek var. Bir de günümüzde ‘geleceği düşünme kaygı verir, anı yaşa’ diye bir klişe icat ettiler. Geleceği düşünmek kaygı mı verir? Gelecek bilmecedeki gibi yaşamak ve nefes almak konusunda güvencemiz değil mi?

Emekli Mehmet Efendi cevapladı:

-Bazen önümüze iki yanıltıcı seçenek sunuyorlar. Geleceği düşünme kaygılı olursun. Yanlış bir paradigmadır bu. Hem geleceği düşünüp hem de mutlu olmak neden mümkün olmasın ki. Kaygılı olmakla yarını düşünmek tezat değil ki. İnsanın yarını varsa umudu var, yarını varsa yaşam sevinci var. Yarını varsa hayata güveni var. Kemal Tahir hapishaneyken cezaevi yönetimi idam cezası almış bir mahkûmu teselli etmesi için ricada bulunur. Kemal Tahir mahkûma gider ve bir şey söyleyemez, dili tutulur. Zoraki bir iki cümle söyler. Sonra der ki; “Dünyada söylenecek her söz geleceğe ilişkindir. Yarını olmayan bir kişiye söyleyecek bir sözümün olmadığını anladım ve hücreyi terk ettim.” Arabesk bir parçada “Ne zaman bitecek tanrım bu azap/Yarını olmayan günlere kaldım” sözleriyle umutsuzluk yansıtılır. Bilmecedeki gibi yarına umutla bakmak bizim yaşama güvencemizdir. Yarınlara sahip çıkmak hayata sahip çıkmaktır.

 DİN PARASAL BİR METAYA DÖNÜŞÜRSE…

Sonradan görme zengin bir kadın, babasının ölümünün 40. günü dolayısıyla bir imam tutmuş mevlit okutmuştu. İmam mevlitten sonra Yasin-i Şerif okumuş, akabinde duaya başlamıştı:

-Allahım!

Okumuş olduğumuz Yasin-i Şerifi yüce katında kabul eyle,

O'ndan hasıl olan sevabı iki cihan güneşi olan sevgili peygamberimizin(s.a.v.) ruh-u şeriflerine hediye eyledik yüce katında kabul eyle!

Yaa Rabbi

Bütün peygamberlerin, sahabelerin, evliyaullahın ve şehitlerinde ruhlarına hediye eyledik kabul eyle.

Yaa Erhamerrahimiyn

Ahiret alemine göçmüş bütün müslüman kardeşlerimizin ve yanısıra anne babalarımızın, atalarımızın ve akrabalarımızın ruhlarına hediye eyledik kabul eyle.

Sıra kadının babasının ruhuna gelmişti ki kadın itiraz etti:

-Hoca hoca parasını ben verip dua okutuyorum, Sen bu duadan hasıl olan sevabı babanın malı gibi herkese dağıtıyorsun. O duadan hasıl olan sevabın babama gitmesi için ben sana para verdim.

İmam bakıyor ki nasıl izah etse kadın anlamayacak, bir de ortamın tadı kaçacak, şöyle izah etti:

-Hanım, hanım ortada toplanan ve dağıtılan bir şey mi var sanki. Bu işler sadece sözle değil mi? Madem ben hasıl olan sevabı herkese dağıttığımı söyledim. Sen de “parasıyla satın aldığım duanın sevapları tarafıma aittir. Mülkiyeti bana ait tüm duanın sevaplarını topluyor babama hediye ediyorum dersin olur biter.

29 Haziran 2023 Perşembe

 KENDİ KENDİME ALTI İLKEM

1-Eğer bir yiyecekle ilgili bayat mı taze mi, zararlı mı değil mi gibi endişelerim oluşursa onu yememenin en doğru tercih olduğunu düşünürüm.
2-İçimden birine bir iyilik yapmak geçiyorsa, akabinde sonra da yapsam olur diye düşünce oluşmuşsa ertelemenin doğru olmadığını derhal yapmamın uygun olduğunu düşünürüm.
3-Bir konuda birini eleştirmek içimden geçtiği zaman aynı şeyi nefsimde test etmenin beni doğru sonuca götüreceğini, kendi nefsimde yapamayacağım ve yapmayacağım şeyleri başkaları niye yapıyor diye ayıplamanın, yargılamanın çok yanlış olduğunu düşünürüm.
4-Eğer birileri hayatın olağan akışına uygun olmayan şekilde bize bir fırsat ve bir avantaj sunuyorsa, bunu oltanın ucundaki bir yem gibi düşünürüm. Neden hayatın olağan akışına uymadığı konusunun önünü arkasını kritik ederim.
5-Biri bana bir söz söylediğinde sözün mesajını ilişki biçimimizi dikkate alarak değerlendiririm. Ayrıca ilişki biçimime uygun söz söylemeye özen gösteririm. Tanıdık, arkadaş, dostlarla diyaloglarımız farklılık gösterir. İleti anlamının ilişki biçimine bağlı olduğunu sürekli göz önünde bulundururum.
6-Bir kişinin başkaları hakkında söylediği sözler bize başkaları hakkında gerçekçi bir bilgi sunmaz. Ancak başkaları hakkında söz söyleyen kişi hakkında bize gerçekçi veriler sunar.
Örneğin herkesin dedikodusunu yapan ya da kimseyi beğenmeyen kişinin sözleri en çok kişinin kendisiyle ilgili bilgi verir. Buna dikkat ederim.
Ancak diyeceksiniz ki kendine koyduğun bu ilkelerle hiç hata yapmaz mısın? Hiç yanlışa düşmez misin? Elbette hata yapabilirim ve yanlışa düşebilirim. Böyle durumlarda hep rahmetli babamın sözünü hatırlarım. “Her düşüşte bir akıl öğrenirim ne düşüş tükenir ne de akıl” Çünkü hayat sabit değil değişkendir ve hayatımız hep öğrenmekle geçecektir.

 SIRADIŞI DÜŞÜNME TEKNİKLERİ ÜZERİNE YENİ NOTLAR

Yapacağım bir konuşma için Sıradışı Düşünme Teknikleri konusunda hazırlık yapıyorum. Konuşmaya katılamayacakların istifade etmesi için aldığım notların başlıklarından bir kısmını paylaşıyorum.
Danimarka’da Aalborg Üniversitesi öğretim üyeleri aktif öğrenmeyi gerçekleştirmek için 30 yıl çalıştılar. Sonunda “sorun esaslı öğrenme” yöntemini geliştirdiler. Öğrenciler önce bölüm bölüm ders çalışmak yerine gerçek hayattaki bir sorunun nasıl çözüleceğine dair çalışıyorlar. Bir çeşit pratikten teoriye doğru yol alıyorlar.
Bazen bir şeyi tersinden yaparak da yeni çözümler üretmek mümkün oluyor.
**
George de Mestral 1941 de köpeği ile İsviçre Alpler’de avcılığa gitmişti. Hem kendi pantolon paçalarına hem köpeğin üstüne pıtrak dikeni yapışmıştı. Onları çıkarmakta zorluk çekti. Pıtrakların yapısını mikroskopla inceledi. Buradan esinlenerek cırt cırt bandı buldu.
Pıtrak dikeni insanları ve diğer canlıları kullanarak tohumunu etrafa saçmaya çalışıyor, biz de pıtrakları kullanarak ondan ilham alıp hayatımızı kolaylaştırabiliyoruz.
**
İyi bir fikre ulaşmak için çok fikir üretmek gerekir. Pablo Picasso yaklaşık 20 bin eser üretmişti. Albert Einstein 240 makale yazmıştı. Thomas Edison binden fazla patent başvurusunda bulunmuştu. Ama bunlardan bir kısmı başarılı oldu. Biz başarılı olan eserleri hatırlıyoruz, diğerlerini bilmiyoruz.
Kelime haznemiz ne kadar genişse o ölçüde eser yazmamız daha kolay olur. Malzememiz ne kadar fazla ve çeşitliyse o oranda yemek yapmamız mümkün olur. Yeni bir şey icat ederken de ne kadar çok fikir üretirsek o ölçüde başarılı sonuçlar alırız.
**
Yapılan bir araştırmada bir gruba birbirine yakın üç kavram verip bir hikâye yazmaları isteniyor. Örneğin tarak, saç, yakışıklılık. Bir diğer gruba da birbiriyle ilgili olmayan üç kavram veriliyor ve hikâye yazmaları isteniyor. Örneğin patates çipsi, kitap, uzay aracı gibi. Birbirinden çok farklı olan kavramlar verilen kişiler daha yaratıcı hikayeler yazabiliyor.
Doğada da aynı şey söz konusudur. Birbirine yakın genler bir araya gelince oluşan canlı zayıf doğuyor. Birbirinden farklı genler bir araya gelince genetik mükemmellik oluşuyor.